Doğru nefes almak hayatımızı nasıl değiştiriyor?

09 Kasım 2019 47 views 0

Günde ortalama 23 bin kez nefes alıp veriyoruz ama nefesin yaşamımız için önemini ne ölçüde biliyoruz? Peki, tüm yaşamımız boyunca milyarlarca kez tekrar ettiğimiz bu eylemi ne kadar doğru yapıyoruz? Kişisel Gelişim Uzmanı Serra Elçi, doğru nefesin sırlarını paylaştı

Tıpkı bir cihazın güç desteğine gereksinimi olduğu gibi organlarımız da varlıklarını sürdürebilmek için oksijen ve karbondioksit gibi hayati önem taşıyan gazlara ihtiyaç duyar. Nefes demek her şey demektir. Onun ulaşmadığı yerde hayat yeşeremez. Aslen hepimiz dünyaya gözlerimizi doğal bir nefesle açarız. Bebeklik yıllarımızda aldığımız doğal nefese, 2 yaşına geldiğimizde egonun devreye girmesiyle birlikte korku, endişe, öfke gibi duygulardan kaçmak ya da neşe, huzur, mutluluk gibi duygulara tutunmak için müdahale edebileceğimizin farkına varırız.

Örneğin otoriter ebeveynlerle büyüyenlerimiz korku anında; kontrolcü ebeveynlerle büyüyenlerimiz ise stres anında farklı farklı limitleyici nefes alışkanlıkları geliştirir. Böyle durumlarda nefese yapılan bu sık müdahaleler, zaman içinde fizyolojimiz tarafından öğrenilerek önce bir alışkanlık, ardından da bir davranış biçimi halini alır. Bu nedenle nefes dediğimizde bir soluma işlevinden değil, düşünce yapımızdan, psikolojimizden hatta hayatı algılayış ve yaşayış biçimimizden bahsediyoruz.

Nefes ve solunum aynı şey değil

Nefes ve solunum aynı şey değil! 

“Biz zaten nefes almıyor muyuz ki?” diyebilirsiniz. Hepimiz nefes alıyoruz ancak bilimsel çalışmalar gösteriyor ki yüzde 90’a yakınımız, solunum kimyamızı bozacak nitelikte işlevsel olmayan nefes alışkanlıklarına sahip. Bunun nedenini merak ediyorsanız öncelikle nefes ve solunum arasındaki farkı anlamalısınız.

Nefes ve solunum aynı şey değildir çünkü nefes bir davranış biçimi, solunum ise bir beyin sapı refleksidir.

Nefes ve solunum aynı şey değildir çünkü nefes çocukluğumuzdan itibaren öğrenebildiğimiz, değiştirebildiğimiz ve zamanla limitleyici bir alışkanlık haline getirebildiğimiz bir davranış modelidir. Solunum ise müdahale edemediğimiz yapısal bir işleyiştir.

Her ne kadar nefes ve solunumun birbirinden farklı olduğunu vurgulasak da birbirleri ile paralel çalışıyor olmaları gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Kısacası nefes alışkanlıklarımız solunum fizyolojimiz ile çakışmamalı, çatışmamalı, savaşmamalı; aldığımız her nefes, solunumumuz ile hizalı ilerlemeli.

Solunum, her ne kadar mükemmel işleyen bir sistem olsa da sürekli solunum ile çatışan ve savaşan bir nefes alışkanlığınız varsa bu durum öncelikle fiziksel, duygusal, mental ve en sonunda da ruhsal olarak birçok hastalığı tetikleyebilir.

200den fazla semptomun sebebi

200’den fazla semptomun sebebi 

Genellikle yetişkinlerin deneyimlediği aşırı yorgunluk, migren, panik atak, depresyon, anksiyete, kilo sorunları ve son dönemde çocuklarda sıkça rastladığımız Dikkat Dağınıklığı ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi problemler, limitleyici nefes alışkanlığınızdan kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca tansiyon, zona, tiroit ve sara gibi çeşitli hastalıklar da limitleyici nefes alışkanlığı semptomları arasında sayılabilir.

milliyet

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

FOTO GALERİ